Go to Top

Değerler

Değerler

Değer Nedir?

Değer terimi bazen iyi, uygun, istenen ve değerli olarak kabul edilen objeler veya konular, bazen de insanların beğendiği ve önem atfettiği inançları içine alacak kadar geniş bir yelpazede kullanılmaktadır (Bertalanffy, 1973; Fichter, 1996; Ünal, 1981). Bu nedenle değer ve değerlerin tanımlanmasında bilim dünyası uzlaşabilmiş değildir. Zira farklı bilimsel disiplinlere, hatta aynı disiplin içerisinde yer alan farklı kuramsal yaklaşımlara göre farklı bir değer tanımı yapılabilmektedir (Bacanlı, 2002). Bilimlerin ve kuramların olguyu tanımlarken hareket ettikleri atıf noktalarındaki çeşitlilik bilim adamlarını bir çırpıda yüzlerce değer tanımı ve buradan hareketle değer tipi ile karşı karşıya bırakmaktadır. Buna göre yapılan değer tanımlarından bazıları şunlardır:

Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük‟te “değer” sözcüğüne karşılık olarak şu tanımlar bulunmaktadır.

  1. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet.
  2. Üstün nitelik, meziyet, kıymet.
  3. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
  4. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi öğelerin bütünüdür.

 “Değer, istek, tercih ve arzuları yansıtan, bir şeyin arzu edilebilir veya edilemez olduğu hakkındaki inançtır.” (Güngör, 1993: 19).

“Değer, insanların, hayatın anlamı ve günlük yaşamın biçimlendirilmesi konusunda alternatif yollar arasından bir tercih yapmalarını sağlayan, yol gösterici nitelikteki soyut-somut ilke, inanç veya varlıklardan her biridir.” (Kirman, 2004:57).

“Değer, bireyin nasıl davranması gerektiğine ilişkin içselleştirilmiş bir inançtır.” (Meydan ve Bahçe, 2010).

“Değer, hayata bakış açımızı ve amaçlarımızı belirleyen, aldığımız kararları etkileyen, inançlarımızı yansıtan ve prensiplerimizi oluşturan bir tercihtir.” (Aktepe& Yel, 2009).

“Değer, belirli bir durumu bir diğerine tercih etme eğilimidir.” (Genç & Eryaman, 2007:  90).

“Değer, bir şeyin önem ölçüsünü gösteren ve onu anlamlı, istenir, faydalı veya ilgi konusu haline getiren özellik ya da niteliktir.” (Cevizci, 2011:112).

“Değer, doğa ve toplum fenomenlerinde yatan iyi, kötü, güzel, çirkin, olumlu, olumsuz anlamlarını gösteren toplumsal kabul görmüş değerlendirmelerdir.”(Frolov, 1997:98)

“Değer, bir toplumun varlığını sağlayan, büyük çoğunluklar tarafından benimsenmiş, ortak davranış biçimlerini oluşturan, kaynağını eğitim, sosyal, ekonomik, dinsel, ahlaki, psikolojik sistemlerden alan bir davranış tarzıdır.” (Taşdemir, 2009: 25)

“Değer, belirli bir toplumda neyin iyi, neyin kötü, doğru veya yanlış, arzu edilebilir veya arzu edilemez olduğu konusundaki ortak görüşler, standartlardır” (Budak, 2009: 188)

“Değer, nesne ve olayların bir toplum, bir sınıf ya da bir insan açısından önemini belirleyen niteliğidir.” (Ozankaya, 1984: 31).

“Değer, bir toplum, bir sınıf ya da bir insan için önem taşıyan nesne ve olay”lardır (Ozankaya, 1984: 31).

“Değer, arzu edilen, istenen ve ilgi duyulan şeydir.” (Topçuoğlu, 1996, s. 16’dan akt: Göz, 2014, s. 88-89).

“Değer, olgular ve nesnelerle ilgili ihtiyaç ve amaçlara göre verilen yargılardır.”(Bolay, 2009).

“Değer, toplumun iyi-kötü, güzel-çirkin gibi tanımlamalarında ortaya çıkan ideallerdir.” (Sayın, 1994:150).

“Değer, hepten ruhsal bir niteliktir, nesnenin kendisinde var olan, nesnel bir özellik değildir. Bu, nesneye insan tarafından verilmiş öznel bir özelliktir. Öznenin nesne ile olan ilişkileri sonucu nesneye tanınmış bir niteliktir.” (Keskin, 2008: 4).

“Değer, iyi, yani güzel, doğru, sevgi, dürüstlük, sadakat gibi niteliklerin yanında insana gurur veren tutum ve inançlardır.” (Raths, Harmin and Simon 1966:28).

“Değer, bir nesneye, varlığa ya da faaliyete, ruhsal, ahlâksal, toplumsal açıdan ya da estetik yönden, tanınan önem ya da üstünlük derecesidir.” (Halstead, Monica: 1996:4).

“Değerler, bir eyleme karar verirken ya da bir tercih de bulunurken alternatiflerden birini seçmeye yarayan yol gösterici nitelikteki iç yapımıza ait bir ilke veya inançlardır.” (Önal, 2006: 51-52).

“Değerler, bir toplum, bir inanç, bir ideoloji içinde veya insanlar arasında kabul edilmiş, benimsenmiş ve yaşatılmakta olan toplumsal, insanî, ideolojik veya ilahî kaynaklı her türlü duyuş, düşünüş, davranış, kural ya da kıymetlerdir.” (Çelikkaya, 2006:168 Akt. Yılmaz, 2012:12)

“Değerler, toplumlar, inançlar, ideolojiler veya insanlar arasında kabul edilmiş, benimsenmiş ve yaşatılmakta olan her türlü ideolojik veya ilahi kaynaklı duyuş, düşünüş, davranış, kural ya da kıymetlerdir” (Dönmez & Yazıcı: 2008: 187).

“Değerler, davranış ve eylemleri yönlendiren, bireylerin farklı durumlardaki tavır ve tutumlarını şekillendiren ilkeler ve standartlardır. (Aktay ve Ekşi, 2009; Bektaş ve Nalçacı, 2012; Gül, 2013; Özdaş, 2013; Okumuş, 2010).

“Değerler, bireylerin üstün tuttuğu davranış biçimleri ve dünya görüşlerine ilişkin inançlarının meydana getirdiği bir organizasyon olarak tanımlanabilir.” Rokeach’a (1973)

“Değerler, davranışlara genel olarak rehberlik eden ilkeler ve temel inançlar, eylemlerin iyi ya da istenilen olarak yargılandığı standartlar” (Halstead & Taylor, 2000:169).

Değerler, insanların olayları ve varlıkları değerlendirmede kullandıkları ölçütlerdir. (Frolov,1997:98)

“Değerler, arzu edilen ve iyi olduğuna karar verilen eylemleri belirleyen standartlar ve davranışların temel kılavuzlarıdır.” Halstead ve Taylor (2000).

“Değerler, ideal ve arzu edilen davranış biçimlerini ifade eden üst düzey kavramlar veya bireylere “iyi” ve “kötü” davranışlar konusunda yol gösteren genel ilkelerdir. (Frolov,1997:98)

“Değerler bireylerin ortaya koydukları davranışlarını rasyonel bir şekilde içselleştirmelerini sağlayan olgulardır.” (Topçuoğlu, 1996, s. 16’dan akt: Göz, 2014, s. 88-89).  Değerler bir inanış ve kabul örneğidirler. (Topçuoğlu, 1996, s. 16’dan akt: Göz, 2014, s. 88-89).

“Değerler, bireyin yaşantısını yönlendirdiği gibi onun iş yaşamı boyunca karşılaştığı karar verme, problem çözme, iletişim, motivasyon sağlama, kişisel gelişimini sürdürmeye öte yandan yine bireydeki bütünlüğü sağlayan ilkelerdir.” (Özensel, 2007).

“Değerler, duyuşsal alan içerisinde yer alan, düşünce ve eylemlerimizi etkileyen, onlara yön veren zihinsel olgulardır.” (Demircioğlu ve Tokdemir, 2008: 71).

Değerlerin Sınıflandırılması

Değerlerin tanımlanması meselesinde yaşanan güçlükler bunların nasıl sınıflandırılacağı hususunda da kendisini göstermektedir. Çünkü gerek temel değerlerin değerlerin neler olduğu sınıflandırılması gerekse konusunda çok farklı görüşler ileri sürülmüştür (Akbaba & Altun, 2003; Fichter, 1996; Topçu, 2001; Ülken, 1960).

Değerler genel veya özel, sürekli veya geçici oluşlarına, zorlayıcılık derecelerine ve işlevlerine göre sınıflandırılmaktadır. Ayrıca sosyolojik anlamda toplumsal ve bireysel değer ayrımı yapıldığı gibi, ahlâkî açıdan etik olan ve olmayan değerlerden bahsedilmektedir. (Fichter, 1996).

Sosyal değişme ve modernleşme süreciyle beraber değerlerin, özellikle kaynağı ve muhtevası dikkate alınarak bazen aşkın (kutsal) ve profan (dünyevî), bazen de modern ve geleneksel biçiminde ikili bir sınıflamaya tâbi tutulduğu görülmektedir (Aydın, 2003).

Daha farklı bir ölçütle değerler amaç (terminal values) ve araç değerler (instrumental values) olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Eşitlik, aile güvenliği, kendine saygı, sosyal itibar, mutlu bir hayat, özgürlük, güzellikler içinde bir dünya gibi insanın varlığına anlam veren değerler amaç; nezaket, sorumluluk, kendini kontrol edebilme ve cesaret gibi değerler ise amaç değerlere ulaşmaya imkân hazırlayan araç (vasıta) değerlerdir (Rokeach, 1973).

Spranger (1928) dindar, politik, sosyal, estetik, ekonomik ve teorik olmak üzere altı temel insan tipi olduğunu söylemekte, söz konusu bu tiplerin her birinin kendisine has bir değer sistemiyle yönlendirildiğini ifade etmektedir (bkz. Allport, 1949; 1961; Deconchy, 1970; Kayıklık, 2000).

Dindar insan; geleneksel ve dinî değerleri ön plânda tutmaktadır. Dünyaya bakışı genelde dinî bir perspektiften olmaktadır. Çünkü bu tip insanların davranışlarını yöneten temel değerler dinî değerlerdir. Kendileri için kutsal olan her şeye değer verirler.

Politik insan; güç, kuvvet, şöhret ve diğer insanlar üzerinde nüfuz sahibi olmak isteyen bir kişilik yapısına sahiptir. Bu tipteki insanlar sadece politikayla yakından ilgilenen kişiler değildir. Onları asıl harekete geçiren kuvvetli olma motifidir.

Sosyal insanın en önemli özelliği başkalarını sevmesi, yardımda bulunması ve bencil olmamasıdır. Bu tip insan için en önemli değer insan sevgisidir. Kültürel, ahlâkî ve dinî tutumları kuvvetli olan sosyal insan genellikle teorik, estetik ve ekonomik değerleri soğuk ve insana yabancı unsurlar olarak görme eğilimindedir.

Estetik insan için en yüksek değer gözlem alanına giren hemen hemen her şeyin belli bir form ve ahenk içerisinde olmasıdır. Bu tip insan fiziksel ve sosyal çevresini zarafet, simetri ve uygunluk açısından algılama ve anlamlandırma eğilimindedir. Onun temel özelliği, baktığı her şeyde güzeli ve güzelliği aramasıdır.

Ekonomik (faydacı) insan kendisi için yararlı ve pratik olana daha çok önem verme eğilimindedir. Dolayısıyla tutum ve davranışları kendisine neyin, ne kazandıracağı üzerine kuruludur.

Bilimsel insan; bilgiye, muhakemeye ve eleştirel düşünceye büyük önem verir. Temel ilgisi gerçeğin keşfedilmesine yöneliktir. Kendisini objelerin güzelliğine ve faydalılığına ilişkin yargılardan arındıran bilimsel insan sadece gözlemeyi ve muhakemede bulunmayı ister.

Güngör (1998) yukarıda bahsedilen altı temel değere yedinci olarak ahlakiliği eklemektedir.

Değerlerin evrensel olduğu düşüncesinden hareket eden Schwartz (1992) 65’ten fazla kültürde geçerli, dairesel şekilde sıralanan “güç”, “başarı”, hazcılık”, “uyarılım”, “özyönelim”, “iyilikseverlik”, geleneksellik”, “uyma/itaat”, “evrensellik” ve “güvenlik” olmak üzere 10 temel değer olduğuna işaret etmiştir (Duriez, Fontaine & Lutyen, 2001).

Güç sosyal statü ve saygınlık elde edip, insanların ve kaynakların üzerinde kontrol ve baskınlık kurmayı; başarı sosyal standartlara göre kişisel yeterlilik göstermeyi; hazcılık zevk ve duyumsal doyum sağlamayı; uyarılım heyecan ve yenilik arayışını; özyönelim seçim yaparken, araştırırken, yaratırken bağımsız düşünmeyi ve hareket etmeyi; iyilikseverlik bireyin hayatındaki kişilerin iyiliğini gözetmesini; geleneksellik geleneksel kültür ve dinin sunduğu alışkanlık ve fikirlere saygı ve bağlılığı, uyma toplumun sosyal beklentilerine ve kurallarına zarar verecek hareket ve eğilimleri kısıtlamayı; evrensellik bütün insanların ve doğanın iyiliğini gözetmek için anlayışlı, toleranslı, korumacı olmayı; güvenlik ise toplum, ilişkiler ve bireyin kendisinin güvenli, dengeli ve istikrarlı olmasını ifade eder. Birbiriyle uyum içinde olan değerler, dairenin üstünde birbirine yakın sıralanmıştır.

Birbiriyle uyumsuz olan değerler ise merkezden zıt uçlarda yer alırlar. Söz konusu bu 10 temel değer, dairesel sıralamada 4 ana kategoriyi oluşturur. Güç ve başarı, ‘Kendini Geliştirme’; uyarılım ve özyönetim, ‘Yeniliğe Açıklık’; evrensellik ve iyilikseverlik, ‘Kendini Aşma’; güvenlik, uyma ve geleneksellik ise ‘Muhafazakârlık’ kategorisini oluşturur. Hazcılık hem “Kendini Geliştirme” hem de “Yeniliğe Açıklık” kategorilerine girmektedir. “Kendini Geliştirme”, kendini aşma boyutuyla çelişki içindedir, çünkü kendini geliştirme bireyin kendi hedeflerini izlemesi üzerine odaklanır. “Kendini Aşma” ise toplumun bütününün yararını gözetmekle ilgilidir. Bağımsız hareket etme, düşünme, hissetme ve yeni deneyimlere açık olmakla ilgili olan “Yeniliğe Açıklık” boyutu ise kendini denetleme, değişime dirençli olmakla ilgili olan “Muhafazakârlık” boyutuyla çelişki halindedir (Roccas, 2005; Schwartz, 1992).

Yapıcı, Kutlu ve Bilican (2012) Schwartz’ın (1992) 10 temel değerini Türk örnekleminde yeniden inceledikleri araştırmalarında dini değerleri ayırarak yeniden 11’e çıkartmışlardır. Bunu da muhafazakarlık boyutunda değerlendirmişlerdir.

Beş temel evrensel değer:

a- Sevgi

b- Hakikat

c- İç Huzur

d- Doğru Davranış

e- Şiddetten Kaçınma

a- Sevgi:  Bir duyu olarak değil de kalbin bir genişlemesi olarak görülür. Sevgi tüm evreni bir arada tutan en yüce değerdir. Sevgiyle yaşamak, herkese karşı merhametli olmak demektir. Hepimiz açılabilir ve sevginin içimizden akarak dışarıya, dünyaya neşrolmasını sağlayabiliriz. Burada. Çekicilik ve hoşlanmanın çok ötesinde birşeyden bahsediyoruz: Saf,  verici, bencil olmayan, koşulsuz sevgiden, biri ile diğeri arasında akan bir güçten bahsediyoruz.

b-Hakikat: Değerinin edebi olduğu ve dünyanın değişip duran bakış açısının ötesinde yer aldığı düşünülür. Hakikat zaman/mekan/yerdeki değişikliklerden etkilenmez ve idrak gücümüzün rolü de hakikati bulmaktır. Doğru sözlü insan sadece hakikati söyleyen insan olmakla kalmayıp, kalbinde ve eylemlerinde de dürüst olan, örneğin düşündükleri, söyledikleri ve yaptıkları arasında uyum olan kimsedir.

c- İç Huzur: Duyusal sistemimiz tedirgin edildiğinde, huzursuzluk ve kafa karışıklığı ortaya çıkar. Duygusal seviyede, son derece aranan bir insani değer olan iç huzurun değeri gündeme gelir. Bu bir aylaklılık hali olmayıp,  duygusal bir dengelilik, bir sakinlik halidir. Duygular sakinleştirildiği takdirde, iç huzur meydana gelir ve eylemlerimiz de duygusal arzular tarafından karartılamaz.

d- Doğru Davranış: Doğru davranış eylem halindeki hakikattir. Herbert Spencer, gerçekten de “Eylem, düşünce dairesinde kök salar,” demiştir. Her eylemin arkasında, duyulardan birinin neden olduğu bir düşünce vardır. Ayrıca,  içimizde iki güç bulunur. Biri, arzulardır ve öteki de iradedir. Arzular bizi aşağıya çeker, fakat irade de hayatta doğru seç imleri yapmaya kapasitemizi güçlendirir. Çocukların iyi alışkanlıklar oluşturmaya ve kendilerini ayakta tutma becerilerinin yanı sıra toplumsal ve ahlâki becerileri geliştirmeye ihtiyaçları vardır. Çocuklar, grup etkinlikleri ve öyküler sayesinde, doğru davranış kazanmayı, çare bulma yeteneğini, kendine güveni, iyi davranışı ve liderlik niteliğini oluşturmada deneyim edinebilmektedirler.

e- Şiddetten Kaçınma: Hemcinslerimiz olan insanlarla aramızdaki ilişkiyi de aşarak canlı ve cansız her şeyi kucaklayan evrensel bir şeydir. Çevremize karşı bir yükümlülüğümüzün olduğu anlayışından kaynaklanır.

Bu değerlere ait alt değerler:

Sevgi değerinin alt değerleri;

  1. Merhamet ve Bağlılık,
  2. Dostluk,
  3. Cömertlik,
  4. İç Mutluluk.
  5. Şefkat,
  6. Hoşgörü,
  7. Doğayı sevme.

Hakikat değerinin alt değerleri;

  1. Evrensel sevgi,
  2. Ulusal Bilinç,
  3. Merak,
  4. Ayırt etmek,
  5. Kendini Analiz Etmek,
  6. Tüm Hayata İlgi Duymak.

İç Huzur değerinin alt değerleri;

  1. Kanaatkarlık,
  2. Mutluluk,
  3. Sabır,
  4. Kendini Kontrol Altına Almak,
  5. Kendisine ve Çevresine Saygı Duymak,
  6. Sağlıklı Yaşam,
  7. Yaşama Sevinci Sebatkarlık.

Doğru Davranış değerinin alt değerleri;

  1. Dürüstlük,
  2. Temizlik,
  3. Cesaret,
  4. Görev,
  5. Ahlâk,
  6. İyi Davranışlar,
  7. Liderlik,
  8. Zamanı İyi Kullanmak,
  9. Birlik,
  10. Minnettarlık.

Şiddetten Kaçınma değerinin alt değerleri;

  1. Bağışlayıcılık,
  2. Kardeşlik,
  3. Vatandaşlık,
  4. Başkalarına Hizmet Etmek,
  5. İyimserlik.

(Kulaksızoğlu, A.; Dilmaç, B. (2000). “İnsani Değerler Eğitimi Programı”. Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi,  sayı: 12. ss. 199–208).

unnamed (1)